Dünya’nın şekline dair pek çok spekülasyon-varsayım-teori günümüze kadar yapılmıştır ve aslında bu konu günümüzde dahi tartışma konusudur. Düz dünyacılar ve küre dünyacılar olarak günümüzde ikiye ayrılan bu tür gruplar aslında haklı bir tartışmanın içerisindedir. Çünkü düz dünyacılar, kendilerine sunulan dünyanın şekline dair kanıtların geçersizliğini fark etmişler ve bu yüzden haklı bir sorgulama içerisinde kendilerini bulmuşlardır. Hâlâ dünyanın uzaydan dünyanın perspektifinden çekilmiş bir görüntüsü yok. Çekildiği söylenen fotoğrafların tamamen sahte olmadığını varsaysak bile en azından üzerinde oynama yapıldığını artık bizzat görüntüleri sunan kişilerce itiraf edilmiş olmasından kabul etmemiz gerekir.
Bu yüzden bu tartışma mevcut gözlemsel verilerle sona erecek gibi görünmüyor. Bu makalemde bu sorunun “gerçek” cevâbını, insanlığın üzerinde ittifak sağlamaya mecbur bırakacak bir şekilde göstereceğim. Karmaşık formüller, geometrik analizler veya varsayımsal postulalar kullanmadan herkesin net bir şekilde anlayacağını umuyorum.
Hazırsanız başlayalım…
Elinize bir ip alın ve ipin ucuna ipin ağırlığına baskın gelecek herhangi bir nesne yerleştirin. Sonra o nesne aşağıda kalacak şekilde ipin diğer ucundan sallamaya başlayın. Gördüğünüz şey, ipin nesnenin ipten kurtulma “direnci” olacaktır. Buradaki direnci sağlayan unsur “ip”tir. Sizin parmaklarınızın hareketi de bu fizik yasasını meydana getiren “kuvvet”dir.
Yani bu deneyden anlıyoruz ki kuvvet yoksa, direnç de yoktur, direnç yoksa hareket de yoktur. Evrende kuvvetin olmadığı hiçbir fiziksel süreç olamaz; zira kuvvetin olmaması gibi bir durum fizikte tanımlı olamaz. Bu dört işlem olmadan matematik yapmaya benzer. Elinizde sadece sayılarla hiçbir sonuca ulaşamazsınız.
Bu bize temel bir tümevarım bilgisi sunar:
Algıladığımız her ne varsa, onu fiziksel düzlemde bir “yapı” olarak algılayabilmemiz için onun kuvvet, direnç ve hareket olgularına sahip olması zorunludur. Bunlardan herhangi birinin yokluğu o şeyin fiziksel düzlemde bir “yapı” olarak algılanabilir olmaktan çıkarır.
Şimdi bu önbilgi, bize dünyanın şeklinin ne olduğuna dair kesin ve tartışmasız bir ispat sunacaktır.
Şimdi ip örneğine tekrar dönelim: İpi nasıl sallarsanız sallayın eğer ipin ucundaki nesnenin düzenli bir hareket meydana getirmesini istiyorsanız bu sallama şeklinin tekrarlanmasını gerektirecektir, değil mi? İşte buna “döngüsellik” diyoruz. İşte bu döngüsellik dünya üzerinde gece ve gündüz şeklinde gözlemlenebilmektedir. Hatta bu döngüsel “yapı” hiç şaşmadan tekrar ediyor ve bunu matematiksel olarak hesabını bile yapabiliyoruz.
Hatta aslına bakılacak olursa dünya üzerinde olan her şey ama her şey kendine özgü bir “döngüsellik” taşır ama bu başka bir konu olduğu için bunun üzerinde dikkatleriniz dağılmasın diye hiç durmayacağım.
Bu dünya “yapı”sı gereği döngüselliğe tutsaktır. Çünkü bu bir fizik yasasıdır. İp örneğinde gördüğünüz gibi kuvvet-direnç-hareket olmadan hiçbir şey bir “yapı” olamaz. Peki, gece-gündüz döngüselliğini sağlayan kuvvet, direnç ve hareket örgüsü nasıl açıklanabilir?
İşte şimdi cevâbını aldığımızda dünyanın şekline yönelik ispatı bize verecek en kritik soruya gelmiş bulunuyoruz. Kuvvet, güneştir; direnç dünyanın kütlesidir; hareket ise gece ve gündüzdür. Kuvvet güneştir dedik; çünkü güneş gece-gündüzün doğrudan oluşmasını sağlayan tek olgudur; bunu ip örneğindeki “sallayış” olarak düşünün. Direnç ise dünyanın kendisi yani kütlesidir dedik, çünkü gece ve gündüzün nüfuz ettiği, uygulandığı, tesir ettiği yegâne zemindir; bunu da ipin döngüsel hareketi olarak düşünün. Hareket ise gece-gündüzün kendisidir dedik, zira gece-gündüz “hareket” ederek kendisini göstermektedir; bunu da ipin ucundaki nesnenin sergilediği devinim yani nihai sonucu olarak düşünün. Bu üçü birbirilerine mutlak bağlı işleyen bir sistem, bir “yapı” meydana getirdiler.
O hâlde güneşin kuvveti, dünyanın kütlesinin nasıl olacağını belirlemektedir. Bu itibârla gece-gündüz yapısının döngüsel olmasının zorunlu bir koşulu olarak, dünyanın kütlesi de “döngüsel” olması zorunludur. Çünkü “kuvvet” yönü, direncin yönüne, direncin yönü de hareketin yönüyle şekillenmesi zorunludur. Kütlenin döngüsel olarak meydana gelmesinin tek açıklaması ise kütlenin her yönden içe doğru çöken bir yapı olmasını gerektirir. Bunun geometrik karşılığı ise “ovallik”tir.
Sonuç olarak, dünya şekil olarak kaba bir tabirle “yuvarlak” olması sarsılmaz fizik yasasının en doğal neticesidir. Sarsılmaz fizik yasası olması, bir olgunun fiziken meydana gelmesinin ancak bu “yasa” ile mümkün olmasındandır. Aslında bu bilinebilen “yapı”lara Tanrı’nın yerleştirdiği bir “varoluş” mekanizmasıdır.
Râşid bin Ahmed – 27 Mart 2025
